![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Çalışma Bakanıma Bir Çift Sözüm Var
İşçiler.Net'in Açık Görüşü
REFERANDUM'A HAYIR
CHP, MHP, DTP gibi saçma ya da art niyetli nedenler öne sürerek değil, aklımızın erdiğince, gözümüzün gördüğünce, sebepler belirterek HAYIR diyoruz. Vijdanımız sızladığı için, yüreğimiz ağladığı için, AkParti delikanlıca dövüşmediği için, toplumsal duygularımızı, hassasiyetlerimizi kullanarak bizleri kandırdığı için, bu ülkede kendi gibi düşünmeyen insanlarımızı da dikkate almadığı için, kendi gibi düşünmeyenlerle dalga geçtiği için, en önemlisi de Türkiye'nin başarılı olması, ileri gitmesi, bizlere değilse de çocuklarımıza müreffeh bir ülke bırakmak için değil de, AkParti başarısız olmasın diye çalıştığı için ve AkParti'nin başarısının önünde işçi duruyorsa işçinin başını, memur duruyorsa memurun başını, gazeteci duruyorsa gazetecinin başını velhasıl kelam AkParti'yi başarısız gösterebilecek kim varsa onun başını ezmek istediği için KOCAMAN HAYIR.
Sevgili Türk Milleti ne olur aradaki farkı ÇOK İYİ anlayın. AkParti, Türkiye'nin başarısı için değil AkParti'nin başarısız olmaması için çalışıyor. Bu ikisi çok ama çok farklı şeyler. Onlar için AkParti'nin geleceği Türkiye'nin geleceğinden daha önemli.
NEDEN Mİ HAYIR
AMAÇ DEVLETİN PARASIYLA SEÇİM ANKETİ
Referanduma konu olan 26 maddeden hiçbiri köklü bir Anayasa değişikliği özelliği taşımıyor. Akparti, sadece 17 Temmuz 2011’de yapılacak genel seçimde, kendine hala oy verecek kaç tane enayi olduğunun tespitini yapmak için yapıyor bu referandumu.
NEDEN Mİ HAYIR
ADALETSİZ VE KALKINAMAYAN TÜRKİYE
Akparti kendine seçmiş olduğu, Adalet ve Kalkınma isimlerinin kesinlikle içini dolduramamış ve dahası isminin içini doldurmak değil de kendine itaat eden şirket sahiplerinin ceplerini doldurabilmek için ve kendi gibi düşünmeyenlerin iflas edebilmeleri için ellerinden geleni yapmıştır.
NEDEN Mİ HAYIR
İÂDE-İ İTİBAR ALDATMACASI
12 Eylül olaylarında hakkı yenen çok kişi var evet buna katılıyoruz. Fakat onun yanında gerçekten asılmayı hakkeden kimse yokmuydu. Asılan herkez, sütten çıkmış ak kaşık mıydı. Ne kadar masum olan varsa, bir o kadar da ülkemizi karanlığa sokmak isteyen insanlar da yok muydu. AkParti geçmişle yüzleşmek, geçmişte yaşananlardan ders almak yerine geçmişi kurcalayıp, ülkemizi yeniden o kaos ortamına sokmanın peşinde. Bu ülkede sadece 12 Eylül olaylarında mı vatandaşın hakları yenildi. Tarihimiz boyunca haksız yere asılan, haksız yere hapis yatan, haksız yere tutuklanan, haksız yere bulunduğu görevlerden alınan, sürgünlere gönderilen tek masumlar 12 Eylül masumları mı?
O zaman adalet sistemindeki bugüne kadar verilen kararların hepsini yargılayalım. Bakalım bugüne kadar adalet sisteminden, ya da şöylesi daha uygun olur, her gelen siyasi partinin kendine göre şekillendirdiği Türk Adalet Sistemi bakalım bugüne kadar kaç milyon Türk Vatandaşı'nın hakkını yemiş. Bakalım kafası karışmış hakimlerimiz, köşeye sıkışmış hakimlerimiz, siyasi iktidar tarafından sürgün vs. gibi nedenlerde tehditler alıp yanlış kararlar altına imza atmış hakimlerimiz kaç defa yanlış kararlar vermişler. Zaman aşımına uğramış tüm kararlar için yeniden yargılama süreci başlatalım. Zaten boğazına kadar iş yüküne batmış adalet sistemini iyice iş yükleyelim. Her sistemi karıştırdığınız yetmedi, adalet sistemini de allak bulak etmenin peşindesiniz.
Herşeyi bir tarafa bırakalım, diyelim ki 12 Eylül dönemine yeniden yargılanma sürecini başlattınız. Peki ya yeniden yargılanma sürecinde, o zaman suçlu olanlar bugünkü yargı sistemine göre yine suçlu bulunursa, ya eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren yeniden yargılanma sürecinde iyi bir avukat tutar da aklanırsa. Ya o zaman suçsuz olduğuna karar verilmiş kişiler yeniden yargılanma esnasında suçlu bulunurlarsa.
AkParti'nin ne yapacağını şimdiden görüyor gibiyiz. Siyasi gücünü kullanıp o zaman yargılanıp hüküm giymiş ve şu an hala yaşıyor olan kişilere veyahut asılan tüm kişilerin yaşayan ailelerine, iâde-i itibar verecek. Fakat bu yapılan şey her neyse, onların suçlu olup olmamasına bakılmaksızın yapılacak. Sadece ve sadece bir göz boyama olacak bu durum. Sevgili MHP'li kardeşlerimiz de bunu şimdiden yemiş gibi gözüküyorlar.
12 Eylül'le yüzleşmek mi istiyorsunuz, o halde önce samimiyetinizi gösterin ve Hakimlerimize ve Savcılarımıza en az sizin olduğunuz kadar özgürlük verin. Gerisi zaten gelecektir. Siz onları daha özgür yapmak yerine herşeyiyle siyasi iktidarların kucağına oturtmaya çalışıyorsunuz.
NEDEN Mİ HAYIR
SEÇİM BARAJI KORKUSU
Düşünün ki; mecliste
AkParti(Liberal İslamcılar)’nin 110 koltuğu olsa,
Mhp(Türk Milliyetçileri)’nin 80 koltuğu olsa,
Chp(Sosyalistler)’nin 95 koltuğu olsa,
Saadet Partisi (Muhafazakarlar) ’nin 60 koltuğu olsa,
Alevi Yurttaşlarımızın 30 koltuğu olsa,
BDP (Kürt Milliyetçileri)’nin 40 koltuğu olsa,
İşçi Partisi (Her ne kadar işçi kökenli bir parti olsa da ne amaca hizmet ettiği belli olmayanlar)’nin 20 koltuğu olsa,
TKP (Komünistler)’nin 20 koltuğu olsa,
Yahudilerin 20 koltuğu olsa,
Ermenilerin 20 koltuğu olsa,
Memur Partisi’nin 20 koltuğu olsa vs. vs.
ve bu şekilde her kesimden vatandaşımızın temsil edildiği bir meclisimiz olsa, ve iktidar partisi de sırf kendisinin istediği kanunları kendi gücüyle, kimseye yeterince açıklama yapma gereği bile duymadan, kendi gibi düşünmeyen hiçbir kesimin fikrini bile almak için gerekli çabayı harcamadan, dahası kendi gibi olmayan hiçbir kesimi takmadan çıkarması yerine, kanun tasarısı hazırlasa, bu tasarıya gerçekten herkesin katkıda bulunması için gerekli yapıcı girişimlerde bulunsa, çıkacak tüm kanunların, toplumun tüm kesimlerinin onaylayacağı şekilde çıkarılması sağlansa ve bu şekilde çıkarılan kanunlara tüm kesimlerin saygı duyması sağlansa ve toplumsal mutakabat sağlansa daha iyi olmaz mı? Bu şekilde muhalefet partileri de, her çıkarılan yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürmek gibi saçma sapan işlerin içerisine girmese olmaz mı? Ülkemiz, müreffeh bir ülke olma yolunda zaman kaybetmese olmaz mı? Bu söylenen şeylere evet deniliyorsa şu an referanduma götürülen Anayasa Taslağında neden seçim barajının düşürülmesi ile ilgili samimi bir madde yok.
NEDEN Mİ HAYIR
ROBİN KUURT AKPARTİ
Akparti ülkemizin ekonomisini düzeltebilmek için en ufak bir girişimde bulunmamış, kendine Robin Hood’u tersten örnek alarak zenginden alıp fakire vermek yerine fakirden ve orta direkten alıp zenginin cebine koymuştur. Çin’e bakıyorsunuz çakma marka ürünlerle dünyaya kafa tutuyor, küçücük Küba Devleti sadece sadece purosuyla Amerika’ya meydan okuyor, Almanya ve Japonya dayanıklı elektronik cihazlar üretimiyle dünya elektronik gücünü ellerinde bulunduruyorlar, gelişmiş bütün dünya ülkeleri kendilerine göre bir ekonomik politikalar üreterek ayakta kalmaya çalışırken, güzel ülkemiz Türkiye’mizin tek bir tane reel ekonomik politikası bulunmamakta. 10 yıldır başta olan AkParti hükümeti de ülkeyi başarıya götürmek yerine sadece ve sadece rakamlarla oynayarak, kendi hükümetlerinin başarısız olmaması için uğraşıyorlar. Zor olanı başarmak, yeni kaynaklar bularak, yeni ekonomik politikalar üretmek yerine, işçilerin haklarından kırpılıyor, memurlara sus payı denecek kadar yaşam standardı sağlanıyor, esnafa ağır sigorta primleri ve vergi yükleri yükleniyor, çifçilere üretim kotaları getiriliyor ve çiftçilikten soğumaları için her şey yapılıyor. Ama sanki her şey yolundaymış imajı çizilmeye çalışılıyor ve felsefeci Başbakanlık danışmanlarıyla halka, her şeyin yolunda olduğu ama muhalefet partilerinin icraatların önüne çomak soktukları ve bu yüzden aslında başarılı olabilecek politikalar başarısız oluyor diye empoze ediliyor.
NEDEN Mİ HAYIR
BECERİKSİZ BAKANLAR VE MİLLETVEKİLLERİ
Recep Tayyip Erdoğan el koymadan hiçbir bakanlıkta hiçbir uygulama layıkıyla yapılamamıştır. Sağlık Bakanlığında domuz gribi aşısı fiyaskosu, Milli Eğitim Bakanlığında her ay değişen sınav sistemleri, Sosyal Güvenlik Bakanlığında Faruk Çelikin (Frenkeştayn) imzasıyla hayat bulan 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kazığı Kanunu gibi beceriksizliklere Recep Tayyip Erdoğan her defasında el koymuş ve çıkan kanunlar, yönetmeliklerle çaktırmadan değiştirilerek, sorunlar bir nebzede olsa en aza indirilmeye çalışılmıştır.
Milletvekilleri resmen ellerindeki gücü kullanarak, emlakçılık yapmakta ve bu aracılık işlerinden, milyon dolarlar kazanmakta ve kol kırılır yen içinde kalır mantığıyla bu milletvekilleri hala milletvekili koltuğunda oturabilmekte. Milletvekili emlakçılık yapıp milyar dolar cebine indirirken suç olmaz ama 25 yıl okuyarak doktor olmuş biri mesai saatinden sonra muayenehanesinde hasta muayene edince suç. Memur ikinci bir iş yapıp ailesine rahat bir hayat sağlamaya çalışınca suç.
“İtin hatrı, sahibinden ötürüdür” atasözünü ele alarak şunu söylüyoruz bu bakan müsvettelerinin yaptıkları o kadar arşı aştı ki artık sahiplerinin de hatrı kalmamıştır.
NEDEN Mİ HAYIR
ZORBALIKLA CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ
Cumhurbaşkanlığı makamı TSK’dan da MECLİS’ten de ANAYASA MAHKEMESİ’nden de çok ama çok yüksek bir mevkidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst katındaki makamdır. Ailede hiç kimse ona danışmadan hiçbir iş yapamaz. Yapmamalıdır. Yapmayı aklının ucundan bile geçirmemelidir. Cumhurbaşkanımızı değil eleştirmek en ufak bir olumsuz imada bulunulmamalıdır ve saygıda kusur edilmemelidir. Cumhurbaşkanı olarak öyle bir kişi de seçilmelidir ki hayatında hiçbir şayibe bulunmamalı, karakter yapısıyla, uysal ve birleştirici kişiliği ile örnek bir vatandaş olmalıdır. Ve en önemlisi Cumhurbaşkanlığı seçimin de, tam ama tam bir mutabakat sağlanmalıdır. Sağcısıyla solcusuyla, türküyle kürdüyle, ataistiyle müslümanıyla, zenginiyle fakiriyle her vatandaş tarafından kabul göreceğine inanılan kişiler aday gösterilerek seçim yapılmalıdır. İşte bu noktada şu anki Cumhurbaşkanı’mız tam anlamıyla tüm Türkiye’nin kabul edebileceği nitelikte, her şeyi ile dört dörtlük bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı’dır. Fakat AkParti, eminiz ki Sevgili Cumhurbaşkanı’mızın da onaylamadığına inandığımız bir şekilde, dayatmayla, yaptım oldu bilinciyle, kendi gibi düşünmeyen diğer herkesi küstürecek davranışlarda bulunarak gergin ve zorbaca bir Cumhurbaşkanlığı seçim ortamı oluşturmuş ve kelimenin tam manasıyla elindeki iktidar gücünün tüm maddi ve manevi gücünü kullanarak ve vatandaşlarımıza da mağdur rolü oynayarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ezilenden yana olma özelliğini kullanarak kendi istediği kişiyi zorlamalarla Cumhurbaşkanı seçtirmiştir. Her ne kadar Sevgili Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül tam kalıbının adamı olsa da, O Yer için biçilmiş bir kaftan olsa da, bu ülkenin en az %50 insanının bilinçaltında sevilmeyen kişi olarak görmesine neden olunmuştur. Ve bunun yegane nedeni de kesinlikle AkParti'dir.
NEDEN Mİ HAYIR
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU 5 YIL İÇİNDE İFLAS EDECEK
5510 sayılı Sosyal Güvenlik Reformu ile birlikte Yeşil Karların yerini alması için hayatımıza sokulan Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında, diyelim ki; bir eviniz ve bir arabanız var ve bunlar sizin üzerinize kayıtlı ama siz de eşiniz de herhangi bir yerde sigortalı olarak çalışmıyorsunuz, ya da sigortasız olarak kaçak çalışıyorsunuz. SGK'ya başvurup bir form alıyorsunuz, bu formla birlikte bulunduğunuz yerdeki yeşil kart bürosuna gidip, GSS ( Genel Sağlık Sigortasından ) faydalanmak istediğinizi söylüyorsunuz. Kurum durumunuzu araştırıyor, eviniz arabanız olduğu için yeşil karta uygun değildir fakat GSS (Genel Sağlık Sigortası)'den faydalanabilir diye yazı veriyor. Bu yazıyla SGK müdürlüğüne gidiyorsunuz, aylık 25 lira ödeyerek siz ve aileniz, 1 ay boyunca normal bir SSK'lı gibi tüm sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorsunuz. Diyelim ki, bir arabanız, bir kendi oturduğunuz eviniz ve bir de başka yerde kirasını aldığınız başka bir eviniz daha var. Aldığınız kira bedeli de asgari ücretin 1/3'ü tutarında ise; bu defa da aynı işlemleri yaptırarak yaklaşık 45 lira gibi bir tutar ödeyerek yine tüm bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler ve siz bir ay boyunca normal SSK'lının faydalanabildiği tüm sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorsunuz. Bu böyle sürüp gidiyor.
Peki benim akıllı vatandaşım ne yapıyor. Zaten emekli olma yaşı 65. Bu zamana kadar kim öle kim kala. Giriyor bir işe, patronla da anlaşıyor, ve diyor ki " ey patron sen boşver sigortayı falan, 65 yaşında gelecek emekliliği ben ne yapayım, sen bana her ay maaşımdan ayrı 125 lira ver, ben onun 100 lirasını maaşıma ekleyip, evimi rahat geçindireyim, ailemi namerde muhtaç etmeyeyim, kalan 25 lirasını da götürüp SSK'ya Genel Sağlık Sigortası primi olarak yatırayım ailem de ben de bu sayede sağlık hizmetlerinden de faylanalalım." Patronun da canına minnet. O işçiyi en düşük asgari ücretten sigortalı göstermeye kalksa her ay 300 lira civarında bir masrafı olacak ve ayrıca 3 ayda bir de yine o sigortalı işçisi için yine 300 lira civarında stopaj vergisi ödeyecek. Tamam oğlum sen çok akıllısın bana da senin gibi mantıklı işçi lazım deyip anlaşıveriyorlar. Bu böyle olmaz demeyin, tamı tamına eksiksiz olarak aynen böyle oluyor.
Peki diğer taraftan, herşeyini kanuna uygun halde yapan esnaf, şirket ne oluyor? Tabii ki bu ağır vergi ve prim yüküne dayanabildiği yere kadar dayanıyor ve zamanla da inceldiği yerden kopuveriyor.
Peki öyle yapılmasa da bir işçi ödenen aylık SSK primi 100 lira civarına çekilse ne olur. Ne mi olur hemen söyleyelim. Bir işçi için ödenen 1 yıllık toplam prim 100*12= 1200 TL ve 3 ayda bir alınan stopaj vergisini de koyarsak ve bir yılda 4 defa alındığına göre; 4*100=400 TL'de bu tutar. Yani 1 yıl içerisinde sigortalı bir işçiden alınan toplam SSK primi 1600 TL olur. Diyelim ki bu işçi yıl içerisinde 2 defa hasta oldu. Ailesi de 3 defa hastalandı. Ve 1 yıl içerisinde bu işçi ailesiyle birlikte 5 defa devlet hastanesinde muayene ve tedavi oldu. Ödediği 1600 liranın 1000 lirasını bu muayeneler ve tedaviler neticesinde devletten geri almış oldu. Geriye yine 600 lira bu işçiden Devletimize kalmaz mı. Bu işçiyi tamamen beleş muayene ve tedavi etmek yerine, bu yolla en azından Devletin zarar etmesinin önüne geçilmez mi.
Bu hesapları bu kıt aklımızla biz yapıyoruz da devletin parasını koftiden bir Referandum'a harcama seviyesine kadar yükselmiş sevgili İktidar Partisi yöneticileri yapamazlar mı? Yaparlaaar, yapaparlar amma, illa sadaka verip sevap kazanacaklar ya, verdikleri sadakalarla övünecekler ya, bu millet de bunu hep yutuyor ya...Neden yapsınlar ki. Seçim zamanı yaklaştığında yine dağıtırlar yardımları, dağıtırlar Sosyal Yardımlaşma çeklerini... Millet çekleri bozdurmaya Ziraat Bankası'na, AkParti de emin adımlarla tekrar iktidar koltuğuna.
NEDEN Mİ HAYIR
Vatanın bekâsı için hayır.
Fakirin kalkınması için hayır.
İşçiyi patronların insafıyla başbaşa bırakıp, haklarının gaspına göz yummamak için hayır.
İşçi, memur ayrımı olmayacak şekilde bir Sosyal Güvenlik Reformu yapılması için hayır.
Devlet Hastanelerinde işçiye ayrı muamele, memura ayrı muamele yapılmaması için hayır.
Analarımızın, bacılarımızın giyim kuşam özgürlüğüne kavuşabilmesi için hayır.
İran gibi bir ülkede zorunlu müslüman olarak yaşamamak için, Türkiye gibi hür ve demokrat bir ülkede özgürce, tamamen kendi irademizle Allah (cc)'ı bulabilmek ve O(cc)'nu kimsenin zoruyla değil kalbimizden hissederek sevebilmek için hayır.
Kandırıldığımız ihtimalini düşünmeden yönetilebilmek için hayır.
Bilhassâ ALLAH(CC) Rızası için HAYIR...
İşçiler.Net adına,
Efe Tuğrul SOLMAZ
Yorum yapmak için lütfen tıklayınız...
|
Yorum-Soru Ekleyin | 03 Ocak 2009 |
Popüler Gündem |
|
Son Başvuru: 16.01.2009
Yorum-Soru Ekleyin | 03 Ocak 2009 |
Özürlü İş İlanları |
|
Son Başvuru: 16.01.2009
Yorum-Soru Ekleyin | 03 Ocak 2009 |
Özürlü İş İlanları |
|
Son Başvuru: 16.01.2009
Yorumlar-Sorular (1) | 03 Ocak 2009 |
Eski Hükümlü İş İlanları |
|
Son Başvuru: 16.01.2009
Yorum-Soru Ekleyin | 03 Ocak 2009 |
Normal İş İlanları |
|
Son Başvuru: 17.01.2009
Yorum-Soru Ekleyin | 03 Ocak 2009 |
Normal İş İlanları |
|
Son Başvuru: 16.01.2009
Yorumlar-Sorular (2) | 03 Ocak 2009 |
Normal İş İlanları |
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
|