4857 Sayılı İş Kanunu

İŞÇİLERİN EN BÜYÜK SORUNU ?
Asgari Ücret
Sigortasız Çalıştırılma
Pasif Sendikalar
Psikolojik Baskı
Kurumlararası Geçiş
Tayin
6 Ay Çalış 6 Ay Yat
İşçi - Memur Ayrımı
Sağlıksız İş Ortamı
Kıdem Tazminatı Hakkı
4 - C Zûlmü
Yorumlar ve Sorular
 
Ana SayfaYazarlar>Yiğit BULUT
Dün Reha Muhtar’ın köşesinde Türk Hava Yolları uçaklarında “sadece iktidardaki siyasi partiyi” el üstünde tutan gazetelerin dağıtıldığını özellikle “Deniz Feneri” gibi bir rezaleti yazanların dağıtılmadığını öğrendik! Ne diyelim Türk Hava Yolları yönetimine de bu yakışırdı!
Bu olaydan yola çıkarak son 6 ayda yaşadığım iki skandalı da ben aktarmak istiyorum.
Devamı için başlığa tıklayınız...
Yorum-Soru Ekleyin | 21 Ekim 2008 | Yiğit BULUT
Yurtdışında “sistem tüm bileşenleri” ile çökerken, orta ve uzun vadede içeriye etkileri “göremeyenler” ve özellikle önlem alması gereken siyasi otorite, “sakin bir şekilde” bekliyor!

Beklemeye “ve gündemi suni şekilde değiştirmeye” devam etsinler!

Peki hiç düşündünüz mü 57. Hükümet’i bitiren dinamik neydi? 13 ay gibi kısa bir sürede koskoca 3 parti nasıl eridi gitti?

Devamı için başlığa tıklayınız...
Amerika’da özellikle finans sektöründe “neler oluyor” dikkat ediyor musunuz? Hemen arz edeyim Amerikan “sigortacılık-bankacılık” dinamikleri hızla devletleşiyor. El konan son iki “kurum ile birlikte” neredeyse “10” kurum devletleşmiş durumda! Bir o kadarı da bu yılı çıkamadan devletin kontrolüne geçecek.
Yiğit BULUTNasıl mı? Örneği “Mozambik topraklarında bile görülemeyecek”, sermaye piyasası mantığının...
Barboros (Barosso’yu çok bizden gördüğüm için bu ismi taktım), TBMM’de “milletin vekillerine” hitap ediyor, anlatıyor, anlatıyor... En komiği, iki cümleden biri “Türkiye’nin AB süreci”... Gerçekten çok komik! Hangi süreç! Her neyse benim gibi “garibe mi” kaldı, koca “Barboros’u” eleştirmek, Türk milletinin vekilleri de “alkışladığına” göre herhelde vardır bir bildikleri!
Onlar biliyor ama ben de “en azından” görüyorum; Türkiye’nin üstünde gittiği bir yol yok! Tek yol; taviz!
Açalım; Avrupa Birliği konusunda “referanduma” var mısınız!

Başbakan Erdoğan diyor ki; halkın işaret ettiği esastır... Halkın dediği kesindir... Halkın söylediği değiştirilemez olandır...

Bütün söylediklerine katılıyorum...

Yalnız hatırlayamadığım veya yanlış hatırladığım bir şey var; ben oy kullanmaya gittiğimde seçenekler arasında “Barosso” diye biri yoktu! Yani bu ülkede kimse “son 2 gündür” siyasetçisinden, Yargısına, seçilmişinden, atanmışına herkese “posta” koyan Barosso diye birine veya Avrupa Birliğine “oy” vermedi... Benim bildiğim kadarıyla “bu adamlar” Türkiye’de herhangi bir Anayasal kurumun da “yetkilerini” devralmadılar!
Kapatma davası açıldığından beri bakıyorum birilerine bir haller oluyor. Bugüne kadar her türlü hizmetlerini esirgemedikleri “siyasi otoriteyi”, şimdi tanımaz olma yoluna girdiler. Alkışlar yavaş yavaş eleştiriye, dostluklar “sırt dönmeye” dönüşmeye başladı. Hatta ilginç cümleler de kurulur oldu; “Bunlar da yapılmaz ki!” Haklısınız, bunlar da hatta başta sizlerin yaptıkları da yapılmaz ki!
Yeni bir başlık atalım; Parti tabelalarını bırak Türk halkının “giden” geleceğine bak!

Sevgili dostlar, parti kapatmaların tartışıldığı bir ortamda, kurulacak hülle partilerine, halen TBMM’de olanlara, birleşenlere, kafalarında iktidar adayı olanlara ve en önemlisi “Ben ülkem için siyaset yapıyorum” diyen herkese sormak istiyorum; kalırsanız veya iktidar olursanız aşağıda tarif ettiğim “yapıyı” değiştirebilecek misiniz?

Aklınıza eminim şu soru geldi; Hangi adamları? Nasıl sırtımızda kalabiliyorlar? Sistem nasıl çalışıyor?
Neden ahlaksız olduğumu sizlere arz edip, özür dilemeden önce “iki yazıdan” alıntılar yapmak istiyorum. Birinci alıntı benim bu köşede kaleme aldığım ve Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “uzlaşma” diye ortaya dökülme hareketini eleştirdiğim yazımdan;
Sitemizdeki Tüm Bilgi ve Belgeler Paylaşım Amaçlıdır.İsteyen İstediğini İstediği Yerde Yayınlayabilir.