4857 Sayılı İş Kanunu

İŞÇİLERİN EN BÜYÜK SORUNU ?
Asgari Ücret
Sigortasız Çalıştırılma
Pasif Sendikalar
Psikolojik Baskı
Kurumlararası Geçiş
Tayin
6 Ay Çalış 6 Ay Yat
İşçi - Memur Ayrımı
Sağlıksız İş Ortamı
Kıdem Tazminatı Hakkı
4 - C Zûlmü


1929 krizinde uygulanan "KEYNES MODELİ" 2009 yılında Türkiye'de Gündemde

John Maynard Keynes

AkParti Hükümeti, ekonomik krizin yarattığı durgunluğu ortadan kaldırmak için bahar aylarında uygulamaya koyacağı yeni bir paket için hazırlık yapıyor.

Hükümet, dar gelirliye, kamu çalışanlarına, esnafa ve çiftçiye vereceği geçici ödemelerle piyasanın alım gücünü canlandırarak, komaya girmiş olan ülke ekonomisine suni tenefüs ve kalp masajı yaparak ayağa kaldırmaya çalışacak.

Paket, vergi gelirlerinin düşmemesi için tüketici harcamalarının artırılmasını amaçlıyor. AKP’nin ekonomik kurmaylarının gündeme getirdiği, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da sıcak baktığı çalışma, yerel seçimlerden sonra hayata geçirilecek.

Piyasayı canlandırma paketi

Dünyanın 1929’da yaşadığı ekonomik buhrandan çıkmasında çözüm olan Keynes planı, yeniden gündeme geldi. Bir çok ülkede tartışılan Keynes modeline dayalı krizden çıkma formülü, hükümetin ekonomi yönetimi de konuşmaya başladı. AKP’li ekonomi kurmayları, devletin vergi gelirlerinin düşmesi durumunda devreye piyasayı canlandırma paketinin sokulabileceğini, tüketici harcamalarının artırılması için kamu çalışanlarına geçici ödemeler yapılabileceğini söyledi.

Dar gelirliye geçici ödeme

Pakette kamunun yatırım harcamalarını artırıcı kararların da olması bekleniyor. Kamunun altyapı yatırımları artırılarak, hem işsizliğin azaltılması hem de piyasanın canlandırılması planlanıyor. Yol, su ve elektrik gibi yatırım harcamaları artırılarak işsizliğin azaltılması ve piyasanın canlandırılması gündeme gelecek. Kamu çalışanları, esnaf ve çiftçilere yapılacak "geçici ödemelerle" de piyasanın canlanması sağlanacak.

Keynes yaklaşımı tartışması

Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nda da gündeme gelen bu çalışmayı savunan bir ekonomi kurmayı, "Ekonomiyi canlandırmak için Keynesyen yaklaşımla harcama eğilimi yüksek olan gruplara ve dar gelirlilere kaynak aktarılabilir. Bunun için yasal düzenleme gerekir. Örneğin emeklilere, yılda üç kere geçici bir ödeme yapılabilir. Yapılan bu ödemeler o kesimlerin harcama eğilimini artıracak. Harcamalar arttıkça da vergi gelirleri de artmış olacak" dedi. Ekonomik kurmaylar, bu çalışmanın IMF’ye ters düşmeyeceğini, kontrollü şekilde piyasaya para sürmenin geri dönüşümünün olacağını savundu.

Vergi beyanlarına göre plan yapılacak

EKONOMİK krizin yarattığı durgunluğu ortadan kaldırmak için tartışılan paketin, 2009 yılının ilk gelir vergisi beyan dönemi olan mart ayının sonunun bekleneceği ifade ediliyor. Verilen KDV ve gelir vergisi beyannamelerinde vergi miktarlarının beklenenin altında kalması durumunda harcamaları artıracak kurtarma paketinin nisan ayında Meclis gündemine getirilebileceği belirtildi.


Konuyla ilgili NTV Muhabiri Murat GENER'in yazısı

Recep Tayyip Keynes


“Tüket Ey Türkiye” yerine illa birşey söylenecekse, “Tasarruf Et Türkiye” denir. Böylelikle zaten halkın da çok iyi bildiği “ne kadar çok harcarsam o kadar çok borçlanırım” isimli teorinin hayata geçmesi engellenir.

Keynes’in büyüme modeli günümüzde durgunluğa çözüm bulamadığı için eleştiriliyor olsa da, yine de bugüne kadarki büyüme teorileri içinde en başarılı olanı. Keynes, devlet harcamalarının artırılmasına dayandırdığı teorisinde bunalımların çözümünü de devletin sorumluluğuna bırakmıştı.
       İlk günden beri zaman zaman Hükümetin de Keynesci olduğunu düşünüyordum. Bugün gelinen son nokta beni haklı çıkarıyor. Belki, Keynes’in teorisinin aksine Hükümet ekonomik büyümeyi sağlayabilmenin yolunu devlet harcamalarında görmüyor ama, en azından bunalımı engelleme işlevinin kendisinde olduğunun farkında.
       Geçen haftalarda Ekonomi Bakanı Babacan, ‘yatırımlar ve özel tüketim yoluyla büyümeyi sağlayacağız’ demişti, bu hafta da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ekonomik büyümenin formülünü açıkladı. Erdoğan’a göre ekonomik büyümenin yolu “Tüket Ey Türkiye” formülünden geçiyor.
       Ama “Tüket Ey Türkiye” derken bazı detayların üzerinde de uzun uzun düşünmek gerekiyor.
       
ERDOĞAN’IN İKTİSAT TEORİSİ

       “Şu an yatıyorum, kalkıyorum Başbakan olarak bütün hedefim, derdim vatandaşımızın tüketim gücünü nasıl artırırım; ona bakıyorum. Artırdıkça ülkemde üretim artıyor, üretim arttıkça yatırım başlayacak. Yatırım büyümeyi getiriyor, büyüme olunca istihdam alanı açılıyor. Tüket ki üretesin. Formül: Tüket ey Türkiye!”
       Yukarıdaki cümle Vatan Gazetesi’nden Murat Birsel’in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı röportajdan alınma.
       Bu teorinin terse köşeye yattığı bazı noktalar noktalar var. İlk yanlış ikinci cümlede gizli. Başbakan Erdoğan, “tüketimi artırmanın yolunu arıyorum” diyor ve ekliyor “artırdıkça ülkemde üretim artıyor”. Ama o iş öyle basit olmuyor.
       Olmadığı zaman da başınıza dertler açılıyor. Siz, tüket diyorsunuz, diyelim ki halk da tüketiyor ama üretimi artırmak tüketimin artmasıyla eş anlamlı değil. Halk tüketirken, sanayi üretmezse de o zaman iktisada giriş kitaplarının ilk sayfalarını açıp bakmak gerekiyor. Çünkü o kitaplarda eğer talep yani tüketim isteği artarken arz yani üretim kapasitesi o artışı yakalayamazsa fiyat artar diyor. Yani en özet tanımıyla enflasyon oluşur diyor.
       Erdoğan’ın röportajda üzerinde durduğu büyümeci modelle ilgili geriye kalan cümlelerine bir itirazım yok. Ama hipotezin bir kez çürütülmesi o hipotezi geçersiz kılar.
       
KEYNES’LE NE İLGİSİ VAR?..

       Diyeceksiniz ki: “İyi güzel de Erdoğan’ın büyüme modeliyle Keynes’in ne ilgisi var?” Yine aynı röportajda yine bu konuyla ilgili bir başka cümleye bakalım.
       Başbakan Erdoğan, “tüket - üret - yatırımlar artsın - memleket büyüsün” modelini anlattıktan hemen sonra ekliyor: “şu mevsimde toplu konut atağına başlıyoruz; derdim inşaat sektörünü canlandırmak.” İşte işin Keynes’le ilgisi bu cümlede saklı.
       
KEYNES’İN BARAJLI BÜYÜMESİ

       1929 bunalımını devlet harcamalarını artırmak yoluyla çözen İngiliz İktisatçı Keynes’in yaptığı ilk işlerden biri “Big Deal” isimli kitapta da sözü edilen baraj projesiydi. Nitekim 1929 Amerika’sında, devlet baraj yaptı, yol yaptı sonra da ekonomi hızla büyüdü. Ama altını çizmek lazım, o zaman barajı da, yolu da, altyapıyı da devlet yaptı. Yani sorun devlet harcamaları artırılarak çözüldü.
       Oysa Başbakan Erdoğan bugün inşaat sektörünü canlandıracağım derken devlet harcamalarının arıtrılmasından hiç bahsetmiyor. Çünkü o da biliyor ki devlet harcamalarının artırılması zaten başlı başına bir enflasyon nedenidir.
       Özetle, Erdoğan’ın büyüme modelinin 3 noktada çöktüğünü söyleyebiliriz;
* 1. Eğer birileri tüketirken birileri üretmezse talep arzı geçer sonra da fiyatlar yükselir enflasyon patlar,
* 2. “Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” Şimdi durup dururken ben niye tüketeyim ki diye düşünen benden başkaları da vardır herhalde,
* 3. Bu ülkede iyi kazanan da var kazanmayan da. Ama iyi kazanmayan daha çok.
       Yani o insanlar zaten ay sonunu zor getiriyorlar. Hiçbir ekstra harcamaları zaten yok. “Neyim varki neyi tüketeyim, aysonu zor geliyor zaten” diyen de vardır herhalde,
       Peki çözüm yok mu ?
       Aslında var. İhracatı ve yabancı yatırımları artırmak, bu arada üretimi desteklemek. Bu yol ulusal zenginliğin artması sonucunu doğuracağı için zaten tüketim de bir süre sonra kendiliğinden artacaktır.
       Yani hane halkları ekstra harcama yapmaya bir süre sonra kendiliğinden başlayacaktır. Bu yolla Başbakan Erdoğan’ın istediği ekonomik büyüme kendiliğinden hayat geçecektir.
        Ekonomik büyümenin bir başka yolu daha var. Keynes’i bu kadar çok seven Hükümet kendi harcamalarını artırır.
       Bu noktada, Keynes modelini geliştiren yeni keynesci yaklaşımın üzerinde durduğu bir noktayı daha da hatırlatmakta fayda var. Yeni Keynescilere göre, eğer bir ülkedeki işsizlik oranı normalin üzerindeyse, ekonomiye devlet tarafından sağlanacak her türlü girdi, makro ekonomiye artı değer kazanmış çıktı olarak geri döner.
       Bu noktadan hareketle Erdoğan’ın Keynes’inkine benzer “büyüme modeline” geri dönelim şimdi. Eğer hükümet, ‘işsizlik anormal düzeyde o zaman her türli girdi ekonomiye katma değer kazanmış çıktı olarak dönecek’ diyorsa bu yeni Keynesci yaklaşımı seçebilir. Mesela memura maaş zammı yapar, memur harcar, memur harcadıkça tüketim de artar. Ama bu durumda enflasyona da göz yumulur.
        Ya da “Tüket ey Türkiye” lafı unutturulup onun yerine, ben aslında, “Tüket Ey Japonya demiştim. Yanlış anlaşılmış matbuat hatası olmuş” diye yeni bir açıklama yapılır. Tüket Ey Türkiye yerine illa birşey söylenecekse, “Tasarruf Et Türkiye” denir. Böylelikle zaten halkın da çok iyi bildiği “ne kadar çok harcarsam o kadar çok borçlanırım” isimli teorinin hayata geçmesi engellenir.
 

 
John Maynard Keynes kimdir?

John Maynard Keynes
, (d. 5 Haziran 1883, Cambridge - ö. 21 Nisan 1946 Sussex, İngiltere) radikal düşünceleriyle ekonomide çığır açan Britanyalı iktisatçıdır.

Ekonomik durgunlukla mücadelede müdaheleci para ve maliye politikalarını savunmasıyla tanınır. Bu düşünceleri daha sonra Keynesci ekonomi akımı içinde biçimlenmiştir.

Keynes'in en ünlü eseri 1936 yılında yayınlanmış olduğu, İstihdamın, Paranın ve Faizin Genel Teorisi (The General Theory of Employment, Interest and Money) ya da kısa adıyla Genel Teori diye bilinen kitaptır. Klasik istihdam teorisine karşı çıkmıştır. I. Dünya Savaşı sonunda toplanan Paris Barış Konferansı'na İngiltere Hazinesi'ni temsilen katılmıştır.

Savaş sonrasında danışmanlık ve gazetecilik yapan Keynes, II. Dünya Savaşı yıllarından sonra 1944 yılında toplanan Bretton Woods Konferansı'nda İngiliz Heyeti'ne başkanlık yapmıştır. Keynes, Amerika Birleşik Devletleri tezlerine karşı İngiliz tezlerinin savunucusu olmuş ve konferansta kendi adı ile anılan, Keynes Planını sunmuştur.

Liberal, sınırlı devlet anlayışından vazgeçilerek devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini söylemiştir. Görüşleri uzun yıllar ekonomiyi etkilemiştir. 1970'lerde stagflasyon(durgunluk içinde görülen enflasyon) yaşanması sonucu Keynes'in talep yönlü politikaları yetersiz kalmıştır.

Not: Keynesci ekonomiye göre devlet ekonomik büyümeyi ve özel sektör dengesini; faiz oranları, vergilendirme gibi etkenleri kullanarak artırabilir.

.ıIIı.İşçiler.Net.ıIIı.

Yorumlar-Sorular ve Cevaplar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum-Soru Ekleyin
Başlık
Yorum-Soru
Ad Soyadınız - Şehir
Mail
Mesleğiniz
Beni hatirla
Yeni bir yorum-soru geldiginde haber verin.

Sitemizdeki Tüm Bilgi ve Belgeler Paylaşım Amaçlıdır.İsteyen İstediğini İstediği Yerde Yayınlayabilir.