1980 yılında nüfusumuz 42 milyon, sendikalara üye işçi sayısı 3.5 milyon.
Bugün nüfusumuz 72 milyon, sendikalara üye işçi sayısı 750 bin.
1980’de milli gelir dağılımı 2000 dolar, bugün 7000 dolar.
1980 yılında ihracatımız tarım ağırlıklı, bugün sanayi ağırlıklı ve 100 milyar doların üzerinde.
1980 yılına göre sanayi üretimimiz kat kat artmış, yani sanayide atılım yılları olmuş; ihracatın % 70’i sanayi ürünlerinden oluşmuş.
Peki sosyal demokratların en yüce değer dedikleri emek nerede, emekçi nerede? Ekonominin işçi ayağı yok sayılmış; parası olan fabrika kurmuş; üretim yapmış... İşte sistem bu, anlayış bu.
Bu sistemin siyasi yelpazesinde sol olur mu? İşçi ve emekçi olur mu? Bu sistem demokratik hukuk devleti olur mu? Bu anlayışı ilke edinmiş bir ülkeyi AB içine alır mı?
12 Eylül hukuku devam ediyor. Kenan Evren anlayışı, çalışma hayatının üzerindeki baskısını sürdürüyor.
TBMM ÇALIŞANLARI
Sendikalar çok parçalı hale getirilmiş ama sendika yöneticilerinin saltanatı devam ediyor.
Peki burada her şeye rağmen muhalefet partilerine düşen görev bu sistemde daha fazla... Çünkü anamuhalefet partisinin aldığı oy % 23, diğer muhalefet partisinin aldığı oy % 16.
Toplamı iktidarın aldığı oy kadar... İktidar partisinin kırsal kesimden ve şehrin varoşlarından oy aldığı gerçeğinden hareketle muhalefetin, çalışanların oyuna çok ihtiyacı yok mu?
Muhalefet partileri öncelikle TBMM’de çalışanların örgütlenme özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmaya çalışmalı... Muhalefet partileri, kazandıkları belediyelerdeki köle düzeni şekline dönüşmüş, ihaleyle hizmet alma sistemini derhal iptal ederek hizmeti doğrudan işçiden almalı. Müteahhit kárını işçinin aylığına eklemeli ve işçilerin sendikalaşmasına karşı çıkmamalı, hatta yardımcı olmalıdır.
Parası olanın düdüğü çaldığı bu adaletsiz sistemde muhalefet bu sistemin parçası olursa iktidar yüzü göremez.
Tacettin KORKUT