İki yıl önce biraraya gelen 10 kadar feministin çalışmaları meyvesini verdi. 103 kadının desteğini alan kadınlar, ‘Sosyalist Feminist Kolektif’i kurdu, 3 Kasım'da açılış var
‘‘Burada gördüğünüz her şeyi hep kendimiz yaptık. Ne AB’den ne büyük sermayeden ne de herhangi bir yerden fon ya da para yardımı aldık” diyorlar, mor altlıklarla verdikleri çayı içerken. Etrafın mor renklerle bezendiği ‘neredeyse bomboş’ apartman katına şöyle bir göz gezdirince çayın yanında ikram edilen bisküvi boğazımıza diziliyor. “Yut sen, o kadar da fena değil durum! Bağımsızlık bunu gerektiriyor” diye gülüyorlar. Yarın açılışlarını Beyoğlu Tel Sokak’taki yerlerinde yapacak “Sosyalist Feminist Kolektif”in kadınları içimizi bir nebze rahatlatıyor da, bisküviden boğulmuyoruz. Hayatımızı kurtardıklarına göre “Sosyalist Feminist Kolektif”i (SFK) tanıtma borcumuzu ödeyelim.
İki senelik çalışma
İki sene önce 10 kadar sosyalist feminist biraraya geliyor. Aralarında daha önce Kaktüs ve Pazartesi deneyimlerini yaşayanlar var. SFK olmadan önce kadınla ilgili her türlü çalışmaya başka gruplarla katılmışlar. Bu Haziran’da bütün kadınlara açık çağrı gönderiyorlar: Bilgisayar mühendisi olan Ece Kocabıçak, “Son yıllarda, Türkiye kadın hareketinde bir güçlenmenin olduğundan bahsedilebilir ama eşitlik talebinin ötesinde bütün kadınların kurtuluşunu sağlayacak bir noktadan çok uzağız. Amacımız bundan sonraki dönemde kadın kurtuluş hareketini güçlendirmek” diyor Reklamcı Lale Bakırezer de devletten bağımsız, sisteme karşı ve sistem dışı feminizmi şiar alarak hem patriyarkaya, hem kapitalizme hem de militarizme karşı mücadele etmek gerektiğini ekliyor. Çünkü onlar için hem patriyarka hem de kapitalizm kendi başına birer sistem. Bu sistemler birbirini tekikleyip geliştiriyor ve mücadele her ikisine karşı olmak zorunda. Elbet AB eşitlik politikaları, TCK, kadına yönelik erkek şiddeti gibi konularda diğer feministlerle birlikte hareket edecekler. Lakin onların derdi başka bir kanal açmak. Kocabıçak şöyle diyor: “Kadının emek ve bedeni üzerindeki tahakküm, içinde bulunduğumuz kapitalist üretim tarzıyla ilişkili olduğu için üretim ilişkilerinin ve elbette erkek egemenliğininin toptan değişmesini hedefliyoruz”. Yani aslında dünya bu kadar yoksullaşırken, ki kadınlar iki defa yoksullaşıyor, öncelik eşitlikte değil, bu rezil sistemin düzeltilmesinde. Zaten o düzelirse gerisi de gelir.
Yaptıkları çağrı İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Afyon ve Adana’dan 103 kadının desteğini alıyor ve bu kadınların yaklaşık 50’si Ağustos ayında bir kampta buluşuyor. Ve bütün bu meseleleri tartışıp konuşuyorlar, eğlenmeyi de ihmal etmeden! Kadınların kurtuluşunun ancak, devrimci bir dönüşümle, yani emek/üretim, cinsellik/beden ve aile alanlarındaki “bütünsel altüst” oluşlarla mümkün olabileceğinde hemfikir oluyorlar. Memleketin “kadın körü” olduğundan ve özel olanın politikliğinde de.
Nereden başlanacak?
Sosyalist Feminist Kolektif, kadınlarla ilgili insanın içini dağlayan onlarca sorun içinde şimdilik ilk adımlarını atıyor: Okuma, eğitim ve araştırma, bilinç yükseltme ve sanat atölyeleri başlamak üzere. Atölyelerin yanı sıra politik ve güncel bir derginin de hazırlığı devam ediyor. Kadın cinayetlerinde haksız tahrik indirimi davalarında müdahil olmak, kadını eve kapatan ve sosyal haklarını kesintiye uğratan SSGSS yasasına karşı çıkmak, malum ekonomik kriz ve 25 Kasım Dünya Kadınlara Yönelik Şiddetin yıldönümüyle ilgili çalışmalar eşzamanlı devam edecek konular. Bakırezer, “Tabii ki sokakta olacağız, bütün feministlerle” diyor ve devam ediyor: “Biz sınıf dayanışmasını önemseyen bir grubuz”. O yüzden grevcilerinin yüzde 90’ının kadın olduğu Novamed’deki tutumlarını bu konularda da devam ettirecekler. Nasıl mı? Novamed grevinde Antalya’ya gidildi, grevcilere destek verildi, iki ay boyunca İstanbul’da her akşam sokaklara çıkıldı, stantlar açıldı, bildiri dağıtıldı, binlerce imza toplandı, bu imzalar ve protesto mektupları hem Novamed’in ana ofisine hem de Avrupa’daki sendikalara gönderildi ve böylece Novamed kadınları için kamuoyu oluşturuldu. Ve sonuç olarak işçiler kazandı! Her cuma İstiklal Caddesi’nde yapılan Mor İğne Kampanyası ve 22 Temmuz genel seçimlerinde milletvekili adayı olan vesikalı kadınlarla dayanışma da Sosyalist Feminist Kolektif’in marifetlerinden.
Sosyalizmden bahsedince tabii ki işçi kadınlarla nasıl ilişki kuracaklarını merak ediyoruz. Doğruya doğru, aynı dili konuştukları kadınlar daha çok “beyaz yakalı”. Onlar da bunun farkında. Bakırezer şöyle başlıyor: “Biz sosyalist mücadele vermiyoruz. Biz sosyalistlerin es geçtiği çok temel bir şeye, patriyarkaya karşı mücadele ediyoruz. Bugün ‘kurtulmuş’ gibi görünen kadınlar aslında kurtulmuş değil. Medyada çalışan bir kadın işten çıkarıldığı an gecekonduda yaşayan kadın kadar yoksullaşıyor”. Kocabıçak devamını getiriyor: “Aramızda 20-26 yaş arasında olan birçok genç kadın arkadaşımız var. Ve bu arkadaşlarımız ciddi anlamda işsizliğin pençesinde kıvranıyor. Aslında Bağcılar’daki atölyeye gitmeye gerek kalmadan işçileşme ve yoksullaşma süreci her anlamda kadınları vuruyor”. Elbette Bağcılar’da, Ümraniye’de ya da Gaziosmanpaşa’da çalışma yürütebilecek kadın arkadaşları da mevcut. Onlara da destek olmak için hazırlar. Şiddetten kaçan ya da hukuksal desteğe ihtiyacı olan kadınları gerekli yerlere yönlendirmeye de.
Yaşları 19-60 arasında, her meslekten ve işsiz kadın şimdi onlarla birlikte sokaklarda, yayında, toplantılarda olmak isteyen kadınları bekliyor. Yüksek lisans yapan Ayşenur, aslında kadınların neden onlarla olması gerektiğini çok güzel özetliyor: “Öğrenciyim ve işsizim. Hasbelkader kumaşlarla oynayabiliyorum ve mesela şimdi Sosyalist Feminist Kolektif için çanta tasarlıyorum. Satıp gelir elde edeceğiz. Yani kadınlar için bir şey yapılacaksa neden ben yapmayayım?”