|
|
|
|
C: Sözleşmelerin tarafları için bağlayıcılık öngördüğü hususu tartışmasızdır.
Ve birçok ülkenin medenî yasasında bu nedenle yer alan temel yaklaşım,
"sözleşme, taraflar için kanun hükmündedir" ibaresinde ifadesini bulmaktadır.
İşte bu anlamıyla iş sözleşmeleri, İş Hukukunun inceleme alanına giren iş
ilişkilerinin düzenlenmesinde ve bu nedenle çalışma yaşamının biçimlenmesinde
çok önemli belgeler ve vazgeçilmez temel metinlerdir.
Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nda "iş sözleşmesi"nin, yani daha önceden beri kullanılagelen "hizmet(iş) akdi" kavramının tanımı yoktu ve bu nedenle Borçlar Kanunu'nun 313. maddesindeki hizmet akdi tanımından yararlanılıyordu. Ama 10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde "iş sözleşmesi" kavramı tanımlanmakta ve 8-16. maddelerinde de çeşitli türleri ve bu türlere ilişkin temel esaslar hakkında düzenlemelere yer verilmektedir. Burada bu türlere ilişkin detaylar üzerinde duracak değilim. Çünkü haftada bir yazı ile çok sınırlı bir imkâna sahibiz. Ve okuyucularıma en yararlı hizmeti sunabilmek gayretiyle kısa sunuş ve vurgularla yetinmeliyim.
Yasal tanıma göre, "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir." Ve bu tanımın kapsadığı iş sözleşmesi türleri, yasada düzenlenmektedir: Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, Belirli Süreli İş Sözleşmesi, Kısmî Süreli ve Tam Süreli İş Sözleşmeleri, Çağrı Üzerine Çalışma(İş) Sözleşmesi, Deneme Süreli İş Sözleşmesi, Takım İş Sözleşmesi, Geçici İş İlişkisi Sözleşmesi, İşyeri Hekimliği İş Sözleşmesi, İş Güvenliği Uzmanlığı İş Sözleşmesi, Gazeteci İş Sözleşmesi, Gemiadamı İş Sözleşmesi, Öğretmenlik İş Sözleşmesi, Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi, Çıraklık Sözleşmesi, vb. İşte burada sözü geçen iş sözleşmesi ve sair sözleşme türlerinin yasal esaslarının nelerden ibaret olduğu ve bu esasların söz konusu iş sözleşmelerinde nasıl yer alacağı, düzenlenen sözleşme örnekleriyle anlatan çok yararlı bir kitap var, artık elimizin altında. Bu kitabın adı, "Soru ve Cevaplı, İçtihatlı ve Sözleşme Örnekli Tüm Yönleriyle İş Sözleşmesi". Kitabın yazarı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi ve Kamu Yönetimi Uzmanı Arif TEMİR. 2007 yılı Ocak ayında piyasaya çıkan 1. baskısı, 6 aylık süreyi bulmadan tükenerek 2. Baskıya ulaştı. Söz konusu ikinci baskı da, Yaklaşım Yayıncılık A.Ş. tarafından (Tel: 0.312.439 43 43 (pbx), Fax: 0.312.439 43 40; yaklasim@yaklasim.com, www.yaklasim.com) Temmuz 2007 ayında yayınlandı. Bu kitaptan mutlaka yararlanmalarını okuyucularıma tavsiye ediyorum
%40 özürlü raporum var, 17.12.2003 tarihli işe girişimle ne zaman emekli olabilirim?
Erhan ERKAN (İst.): Tahsin bey, 27.10.1985 doğumluyum. 17.12.2003 tarihinde çalıştığım işyerinde SSK'dan sigortam yatmaya başladı. Şu an, 1006 sigorta prim günüm ve elimde %40 özürlü raporum var. Ama bu rapor, Defterdarlığın isteği üzerine alınmış bir rapor değil. Eğitim ve Araştırma hastanesinden alınmış bir rapor. Ne zaman emekli olabilirim?
C: Okuyucum, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanabilmesi için, Maliye Bakanlığı ilgili birimine başvurmalı ve gönderileceği yetkili hastaneden %40 ve daha fazla oranda özürlü olduğunu tespit ettirmelidir. İşe giriş tarihi, 06.08.2003 tarihinden sonra olduğu için, okuyucum, 506 sayılı Kanunun geçici 87. maddesi hükümlerine tabi değil. Ancak özürlülük vergi indirimi belgesi alabilirse, kendisi, aynı Kanunun 60. maddesinin değişik C/b fıkrası uyarınca özürlü emekliliğinden yararlanabilecektir. Bu düzenlemeye göre, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya başlaması şartıyla, okuyucum, III. derece yani % 40-60 arasında sakatlığı nedeniyle, yaşı ne olursa olsun en az 20 yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaktır. Okuyucum, 20 yıllık sigortalılık süresini dolduracağı 17.12.2023 tarihinde, en az 4400 prim ödeme gününü de tamamlarsa SGK'den özürlü emekliliğini isteyebilecektir.
Babam, Bağ-Kur'a askerliğini borçlanarak nasıl emekli olacak?
Siraç BADUR (Mardin, Dargeçit ilçesi): Tahsin bey, babam, 20.04.1982 yılında mecburi sigortalılıktan Bağ-Kur'a kayıt olmuş ve 31.12.1993 yılında terk etmiştir. 21.02.1997'de tekrar başlamış ve 14.08.1998'de terk etmiştir. 22.04.1999'da tekrar giriş yapmış ve halen devam etmektedir. 10.07.2007 tarihi itibari ile 21 yıl 4 ay 22 gün hizmeti vardır. 20 aylık askerlik borçlandırmasını yapmazsak hangi yaşta en erken ne zaman ve yaparsak hangi yaşta en erken ne zaman emekli olur?
C: Okuyucum, babasının doğum ve askerlik tarihlerini yazmamıştır. Kısmî yaşlılık aylığı hak ediş şartlarından biri olan 55 yaşını hangi tarihte dolduracağı, bu nedenle hesaplanamamış ve tercihen babasının 25 tam yılı doldurarak emekliliğinin hesabı yapılmıştır.
a)Verilen bilgiler ve askerlik borçlanması yapılmaması esasına göre, 01.06.2002 tarihinde 16 tam yıl 3 ay 13 günlük Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu ve emekliliğine 8 tam yıl 8 ay 17 gün kaldığı; 18.02.2011 tarihinde 25 tam yılın (yani 9000 günün) ve ayrıca 49 yaşının doldurulması tarihinde normal emekli olacağı hesaplanmıştır.
b)Babası halen Bağ-Kur aktif sigortalısı olduğundan, sigortalılık öncesinde yapılan askerliğin borçlanılması esasına göre, 20 aylık yani 1 tam yıl 8 aylık askerlik süresi borçlanılıp en geç 6 aylık yasal ödeme süresi içerisinde ödenirse, 01.06.2002 tarihinde 17 tam yıl 11 ay 13 günlük Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu ve anılan tarih itibariyle emekliliğine 7 tam yıl 17 gün kaldığı; 18.06.2009 tarihinde 25 tam yılın (yani 9000 günün) ve ayrıca 48 yaşının doldurulması tarihinde normal emekli olacağı hesaplanmıştır.