|
|
|
MALATYA İl Özel İdaresi, personelin aktif çalışmasını sağlamak amacıyla 623 işçi ve 160 memurun işe gidiş ve çıkış saatlerini parmak iziyle kontrol edecek. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sami Er, geçen yıl göreve başladığında bir masayı üst kattan alt kata indirmek için 623 işçiden 2 işçi bulamadıklarını anlattı. Kurumda personel fazlası olduğunu, büroların işçi ve personelle dolu olduğunu belirten Er, "Bankamatik çalışanı değil, ama onun gibi bir şey. Benim asıl dağda emek veren, alın teri döken işçim var. Kışın karla mücadelede, dozerde, şantiyesinde, kepçenin başında. Karla mücadele ediyor. Dağ başında tirtir titriyor. Yazın da topuklarına kadar ter akıtıyor. Burada oturan arkadaşla aynı parayı alıyor. Buna hangi vicdan dayanır. Buna bir neşter vurulması lazım" dedi. Er, projeyle ilgili şu bilgileri verdi: "Personel hantalsa da buranın dışına çıkamayacak. Parmak izi ile sabah girecek, akşam iş çıkışı parmak izi ile çıkacak. Bunu kartlı sistem yapabilirdik. Ama biri diğerinin yerine kartı basabilir. Parmak izinde bunu yapamaz" diye konuştu.
İşçiler.Net olarak, biz de sayın Er'in bu düşüncesine sonuna kadar katılıyor ve destekliyoruz. Kamuda çok hantal bir çalışma yapısı olduğunu hepimiz biliriz. Fakat bu konunun sadece işçilere uygulanmasına da kesinlikle karşıyız.
Kurum işçisinden, amirine kadar herkesin bu uygulamaya tabi tutulmasından yanayız. Neticede, kim olursa olsun bazı yükümlülükler bakımından amirinden, memurundan, işçisine kadar tüm çalışanlar eşittirler. Nihayetinde kamu kurumunda çalışan herkes
Bu yükümlülüklerin en önemlisi de mesai saatlerine sadık kalmaktır. Bir işçi mesai saatine ve görevine bağlı bir şekilde çalışmakta iken ve bir saatliğine bile izin almak için en az 2 kişiye imza attırması gerekiyor iken, bir kurum amirinin kafasına estiği zaman, işe tüm çalışanlardan 1 saat 2 saat sonra gelmesi ya da özel işlerini görmek için mesai saatleri dahilinde çıkması da insan hakları bakımından kabul edilemez bir olaydır.
Ve tabii ki önemli diğer bir konu da personele ait giriş - çıkış kayıtlarının, direk Genel Müdürlükler ya da Başbakanlığa bağlı özel bir birim tarafından denetlenmesi gerekir. Aksi takdirde bu kontrol sisteminin de başarılı olamayacağı aşikardır.