|
|
| |||
|
![]() |
![]() |
MAZLUM DER’İN MEVSİMLİK İŞÇİLER RAPORU
Mazlum Der Batman şubesi sezonun başlaması itibari ile mevsimlik tarım işçileri ile ilgili bir rapor hazırlamış. Tarım işçilerinin Batı ve Kuzey bölgelerine çalışma sezonu boyunca göç etmeleri ve buralarda yaşadıkları sıkıntılar değinen dernek raporunda ilginç belirlemeler bulunmaktadır. Verilen bilgilere göre 2000–2006 yılları arasında çiftçiliği bırakmak zorunda kalan insan sayısı bir buçuk milyonu aşmış durumda.
Her yıl çalışmak için gittikleri yerlerde değişik baskılarla karşı karşıya kalan bu insanlarımıza ilişkin belirlenen tespitler şöyle; “Temel ekonomisi tarıma dayanan bölgemizde, yıllardır süren çatışmalı ortam sebebiyle birçok köy boşaltılarak on binlerce insan zorunlu göçe tabi tutulmuş, istemedikleri halde şehir merkezlerine yerleşerek bir günde yoksul bir yaşama başlamışlardır. Normal şartlar altında, kendi köyünde kendi arazisini ekip biçen ve aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan bu insanlarımız şimdilerde şehrin varoş tabir edilen bölgelerinde yaşam mücadelesi vermekte ve geçimlerini her yılın belli mevsimlerinde ‘Mevsimlik İşçiler’ adı altında batı illerinde çalışarak sağlamaktadırlar.
Ülkede güdülen özelleştirme politikaları, kamu istihdamının zaten düşük olduğu bölgemizde işsizliği daha da arttırmış, sosyal güvencesiz ve düşük ücretle çalışma oranını arttırmıştır. Ayrıca çiftçilik ürünü pamuk ve tütün alımlarındaki düşük fiyat ve kota uygulamaları bölgedeki insanları kendi işinin sahibi olma imkânından yoksun bırakmıştır. Bazı araştırmalara göre 2000–2006 yılları arasında çiftçiliği bırakmak zorunda kalan köylü sayısının 1,5 milyon insana ulaştığı bildirilmektedir. Tarım politikalarındaki yanlışlıklar, işsizlik sayısındaki artış ve bölgedeki sanayi boşluğunun getirdiği daralma topraksız ve az topraklı aileleri yaşlısından çocuğuna kadar topyekûn batı illerinde mevsimlik tarım işçileri olarak çalışmaya zorlamaktadır.
Zorunlu şartlar gereği ve istek dışı Ordu, Giresun, Bolu, Bursa, Malatya, Manisa, Konya, Ankara Polatlı ve Antalya gibi illere çalışmaya giden insanlarımızın dramları sık sık yaygın basına haber olmaktadır. Söz konusu illerde zaman zaman etnik kökeninden dolayı ayrımcı muamelelerle karşılaşan işçiler, gelir elde edebilmek ve kalan mevsimlerde geçinebilmek adına asgari yaşam koşullarının altında bir kemer sıkma politikası yürütmektedirler. Mevsimlik tarım işçileri, yemelerinden ve içmelerinden kısmakta ve çalışmakta oldukları ortamlarda insan onurunu zedeleyen barınaklarda yatıp kalkarak önemli bir toplumsal sorunun parçası olmaya devam etmektedirler.”
Raporda görüşülen kişilerin anlatımlarına da yer verilmektedir. Örneğin 12 yaşındaki F.K Şunları anlatmaktadır;” Babam 81 yaşında annem ise 55 yaşında. Annem babamın üçüncü eşidir. Babam emekli ama kirada oturuyoruz ve zor geçiniyoruz Bu yüzden iki yıldır fındığa gidiyoruz. Annem kışın bir gözlemecinin yanında çalışıyor bize bakabilmek için. Çalışacağımız yeri burada aşağı mahallede oturan bir çavuş ayarlıyor, temmuz aylarında fındığa Düzce’ye gidiyoruz. Biz otobüsle gidiyoruz biraz pahalı ama olsun. 1 ay çalışıp dönüyoruz. Bu yıl çok para kazanamadık çünkü yol bize biraz pahalı geldi. Fındık bahçesindeki bir evde bütün çalışanlar beraber kalıyoruz. Yemekleri annem yaptığı için çift yevmiye alıyor. Ben ve diğer iki kız kardeşim ise günlük 18 liradan çalışıyoruz. Babam da bizimle geliyor ama o çalışmıyor. Arkadaşlarıma gittiğimi söylemiyorum çünkü alay ederler benimle. Patronlar bazen bize kötü davranıyorlar Kürtler pistirler, fındık toplamasını bilmiyorlar diyorlar ama biz onları takmıyoruz. Onun dışında kimse kötü davranmıyor bize. Büyüyüp İngilizce öğretmeni olacam orda yaşamak istiyorum çünkü orda deniz var. Mecbur bu yılda gidecez 3 bakkal ve bir toptancıya borcumuz var çünkü”.
Raporda elde edilen veriler doğrultusunda mevsimlik tarım işçisi olarak başka bölgeler gidenlerin değişik sorunlarla karşılaştıkları belirtilerek özetle şu tespit ve önermelerde bulunuluyor;
1- Mevsimlik tarım işçilerinin çoğunun köyleri zorla boşaltılan ve köyleri yakılan insanlar olduğu düşünüldüğünde, köylerine ve topraklarına kavuşma imkânının derhal sağlanması gerekmektedir.
2- Hükümetler tarafından destekleme primi olarak yapılan yardımlar sadece arazi sahiplerini kapsamakta ve arazileri ekip biçmek için bölgede kiralama yoluna giden topraksız vatandaşlara ek bir katkı sunmamaktadır. Hal böyle iken zarar etmek istemeyen vatandaşlar tercihini daha çok mevsimlik işçilikten yana koymaktadırlar. Bu nedenle destekleme primi açısından ilgili mercilerin toprağı ekip biçen şahısların gerçek durumunu araştırıp buna göre prim ödemelerini sağlayan ve prim yardımlarının ortaklaştırılmasını temin eden bir düzenlemeye gitmesi zorunludur.
3- Tütün alımlarındaki kotalar nedeniyle bölgede tütün eken bütün çiftçiler zarar etmektedirler. Ayrıca pamuk fiyatlarındaki düşüş yine bu alanda ekim yapan çiftçileri caydırmakta ve mevsimlik işçiliğe zorlamaktadır. Bu alanda kota uygulamaları ile fiyat politikası tekrar gözden geçirilmeli ve bölgeye ilişkin ek tedbirlere ve pozitif ayırımcılık sağlayacak düzenlemelere başvurulmalıdır.
4- Her halde mevsimlik işçi olarak çalışmak isteyen vatandaşların, ulaşım koşulları sıkı denetimlere tabi olmalıdır. İnsani koşullardan uzak ve tehlikeli bir şekilde yolculuk yaptırılan işçilerin bu durumları karşısında işverene de sorumluluklar yükleyen düzenlemelere gidilmelidir.
5- İşçilerin iaşe ve barınma koşulları çalışma kurallarına ve mevzuata uygun hale getirilmelidir.
6- Çalışma saatleri uluslar arası sözleşmelere ve iç mevzuata uygun hale getirilmeli ve fazla çalışma karşılığı ücretin de ayrıca tahsili için gerekli denetimler yapılmalıdır.
7- Bölgede çocuk maaşı olarak adlandırılıp öğrencilere verilen şartlı nakil transferi ücretleri mutlaka arttırılmalı ve çocukların çalıştırılmaması için gerekli ek tedbirlere başvurulmalıdır.
8- Mevsimlik tarım işçilerinin hepsi kayıt dışıdır. Kayıtlı oldukları tek yer çalışırken başlarında duran çavuş veya dayıbaşının defteridir. Mevsimlik tarım işçileri sosyal güvenceye kavuşturulmalı ve mevzuatta kendilerine yönelik düzenlemeler açısından kolaylıklar ve ek güvenceler sağlanmalıdır..
9- Kimlik toplama, aşırı takibe alma ve belirli bölgelerde kalmaya zorlama uygulamalarından vazgeçilmelidir. Olası çatışma ve linç girişimlerine karşı insani tedbirler alınarak uluslarası sözleşmeler ve anayasada yasaklanan ayırımcılığa dair bütün unsurlar temizlenmelidir.
10- MAZLUMDER olarak, mevsimlik tarım işçilerinin haklar ve onur bakımından eşit sayılarak, özgürlük ve güvenlik hakkı, eğitim hakkı, sosyal güvenlik hakları, sağlıklı besleyici ve yeterli yiyeceğe sahip olma hakkı, elektrik, temiz su, iletişim ve sosyal hizmetlerden kaynaklanan diğer bütün haklarının ayırımcılık yapılmaksızın teminini talep ediyor, bütün sorumluluk makamlarını göreve çağırıyoruz.