Limter-İş Başkanı Cem Dinç’in arkasında bir resim var duvarda.1872’de Haliç Tersanesi’nde Yeniçeriler’in grevinden bir görüntü. Dönüp bakıyor, “Ne acı, bundan bir asır önce bile tersanede hak aramak için grev yapılabiliyormuş. Biz, 21’inci yüzyılda hâlâ işçi örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması için uğraşıyoruz” diyor.
Tuzla’da hiç iyi örnek yok mu?
Şu an Tuzla tersanelerinde kaç firma var?
CEM DİNÇ: 44 firma var.
Aralarında hiç iyi örnek yok mu? Hiç ölüm olmamış mesela...
Var. Ama ölüm olmayanları söylesek bile, onların da iyi olmayan başka yanları olabilir. Mesela Gemsan’da daha önce hiç ölüm yoktu, sonra bir arkadaşımız denize düşüp kayboldu. Bir gün sonra bulundu. Derken bir ölüm daha oldu. Biz eskiden Sedef Tersanesi’ni örnek verirdik, ‘Daha sistemli çalışan, daha kurallara uyan bir tersane’ derdik. Ben de orada çalıştım, gerçekten de otomasyon sistemine geçmişler ve diğer tersanelere göre ölüm oranı çok daha az. Yemekhanesi güzel, ama orada da ölüm oldu. 2008’in birinci ayında arkadaşımız Onur Bayoğlu ambara düşerek öldü. Bu yüzden size, şu tersane iyidir ya da şu tersane kötüdür diyemem.
RMK için koşullar iyidir denmişti...
RMK Tersanesi’nde de 3 ölüm var. Hatta bunlardan 2’si ziyaretçi ölümü. Forklift aracından düşen yüklerin altında ezilmişler, 2006’da...
GİSAN İYİ BİR ÖRNEKTİ AMA
Peki ölümler olup da sonra kendine çeki düzen veren yok mu?
Gemak Tersanesi’nde ölümler oluyordu, 2002’den sonra durdu. Çünkü dediğiniz gibi kendilerine çeki düzen verdiler. Ama ben biliyorum ki, Tuzla’da bir sistem var. Ve bu sisteme herkes ayak uyduruyor. Taşeronluk üzerine kurulu, ucuz iş gücü üzerine kurulu, esnek çalışma üzerine kurulu ve az kişiyle çok iş yaptırma üzerine kurulu... Bu sisteme bütün tersaneler ayak uyduruyor. Bu sistemi reddeden yok. Onun için biz bir tersaneye iyidir ya da kötüdür demiyoruz. Önemli olan bu sistemi tümden değiştirmek. Bizim bugün iyidir dediğimiz bir tersanede yarın öbür gün ölüm olmamasının garantisi yok. Mesela Gisan’da bugüne kadar hiç ölüm yoktu. Ama en kötüsü oldu. Sedef’te yok diyorduk, orada oldu. Keza Desan’da incelemelerde bulunuyorduk, komisyon kurulmuştu, ama orada da bir işçi gece çalışırken aşağıya düştü, öldü. Bundan dolayı bir bütün olarak Tuzla’nın iyileştirmesi gerekiyor. Ama hiç mi iyi bir yer yok? Evet, var. Mesela yat yapan yerler var.
KANBER SAYGILI: Aslında bütün tersanelerin işleyişi, kapasitesi, büyüklüğü, yönetimi aynı değil tabii ki. Öyle bir şey ki, diyelim bir tersanede yemekhane çok iyi ama günde 9 saat çalıştırıyor. Normalde 7,5 saat çalıştırması gerekirken... Şimdi Sedef Tersanesi’nde, geçtiğimiz günlerde, ki biz yıllardır böyle yapılmalı diyoruz, cumartesi pazar günleri tatil edilmiş. Ama diğer tarafta 8’den 6’ya kadar çalışılıyor. Yani günde 10 saat... Tamam, Sedef Tersanesi yer bakımından, alan bakımından çok iyi, teknik bakımdan da iyi, yemekhanesi de iyi ama işçilerin aldıkları ücretlere bakıyoruz, net sigorta ödenmiyor. Yani cumartesi pazarın tatil olması iyi ama diğer tarafta bunlar da var. Mesela Hidrodinamik Tersanesi’nde bugüne kadar bir tek arkadaşımız ölmüş. Oysa bu tersanede işçilerin sigortası tersane tarafından garantiye alınır, yani taşeronun vicdanına bırakılmaz. Mutlaka sigortaları ödenir. Ama diğer taraftan aldığı ücret üzerinden ödenmez. Kısacası biz, buradaki tersanelerde eksiksiz bir uygulama sözkonusudur diyemiyoruz.
CEM DİNÇ: Keşke bir tersane göstersek de diğerlerine örnek teşkil etse. Bunun için bağımsız komisyonlar oluşturulmasını talep ediyoruz. Diyoruz ki biz Türk Tabipler Birliği, Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği, Limter-İş, akademisyenler ve avukatlarla birlikte tersanelerde inceleme yapalım ve bizim de önerimizi dikkate alın. İşçilere eğitim verelim. Hiçbir tersane bize cevap vermiyor. Demek ki saklanan bir şey var. Oraya gittiğiniz zaman, çalışma koşullarına baktığınız zaman, işçileri dinlediğiniz zaman başka bir işin çıkacağını biliyorlar. Tuzla tersanelerinde hukuksuzluk o boyutlarda ki, bizim ‘kölelik yasası’, ‘ölüm yasası’ dediğimiz 4857 sayılı iş yasasını bile uygulamayı çok görüyorlar...